• ANLAŞMALI KURUMLAR Kaliteli hizmet anlayışımızla ve sağladığımız güvenle hizmet vermekteyiz.
    HİZMETİNİZDEYİZ Acil servisimizde 7-24 Çocuk Sağlığı Uzmanı bulunmaktadır.
    DUYURU DİYETİSYEN BEGÜM SOYDAN KURUMUMUZDA ÇOCUK , ERGEN VE YETİŞKİN HASTA KABULÜNE BAŞLAMIŞTIR.
    GRİP AŞINIZI YAPTIRMAYI UNUTMAYIN! GRİP AŞINIZI YAPTIRMAYI UNUTMAYIN!
    7'DEN 70'E GRİP AŞISI 7'DEN 70'E GRİP AŞISI
    DUYURU ÇOCUK DİŞ HEKİMİ UZMANI UZM.DR.DT.MURAT CORTCU HASTALARINA HİZMET VERMEYE BAŞLAMIŞTIR.
    DUYURU KADIN DOĞUM VE HASTALIKLARI UZMANI YRD.DOÇ.DR.ÖNER AYNIOĞLU KURUMUMUZDA HASTALARINA HİZMET VERMEYE BAŞLAMIŞTIR.
    DUYURU Dt.Kübra KILIÇ kurumumuzda hastalarına hizmet vermektedir.
    Psk.Dan.Görkem DENİZ Psikolog Görkem DENİZ danışanlarına hizmet vermeye başlamıştır.
    DAHİLİYE BÖLÜMÜMÜZLE HİZMETİNİZDEYİZ... Uzm.Dr.Zeliha AKSOY
    Yazdır

    Çocuk Psikolojisi

    Çalışan anne ve çocuk bakımı

    Günümüzde gerek ekonomik nedenlerden dolayı gerekse meslek sevgisi, çevre edinmek, prestij kazanmak gibi bir takım psikolojik nedenlerden dolayı çalışan anne sayısı giderek artmaktadır. Ve yapılan araştırmalara göre annelerin çalışmasının çocuklar üzerinde çeşitli etkileri vardır. Bu etkileri sadece annenin çalışması doğurmamakta; annenin eğitim düzeyi, çalışma koşulları, aile ilişkileri, çocuk-anne ilişkisi, anne işteyken bakım verenin niteliği, sürekliliği, çocuğun içinde bulunduğu gelişim düzeyi, kaçıncı kardeş olduğu gibi durumlarda sonucu etkilemektedir. Peki bu etkiler nelerdir?


    Araştırmalar ilk olarak annelerin çalışmasının çocuğu olumsuz yönde etkilemediğine vurgu yapmaktadır. Çünkü annenin çalışması, çocuğun kendi benliğini tanımasına katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte çalışan anne, çocuklarını daha erken yaşlarda birçok konuda cesaretlendirip, yönlendirmektedir. Dolayısıyla çalışan anneye sahip çocuklar, sorumluluklarını taşımaya ve kendi ayakları üzerinde durmaya daha erken yaşta başlamakta ve bu konuda beceriler kazanmaktadır.


    Ayrıca çalışan annenin çocukla geçirdiği sürenin az olması nedeniyle çocuğa daha fazla kaliteli zaman ayırmakta bu nedenle ilişkilerinin doyumunun artması ve daha az yıpranması görülmektedir.

    Annenin çalışmasının çocuklar üzerinde olumlu etkileri olmasına rağmen beraberinde bazı olumsuzluklara neden olabilir. Bu olumsuzlukların başında, annenin çalıştığı saatlerde çocuk bakımını kimin üsleneceği gelebilir. Çocuk bakımını üstlenen bakıcı kadının veya büyükannenin çocuk bakımında nitelikli olması ve süreklilik göstermesi önemlidir. Çünkü bakım veren kişi, her davranışının çocuk tarafından taklit edildiğinin bilincinde olmazsa, çocuğa davranış ve iletişim kurmada uygun olmayan model oluşturabilir. Bakım verenin sürekli değişimi de çocukta uyum sorunları, davranış problemleri oluşturabilir. Ek olarak çocuğa büyükannenin bakması halinde aşırı şımartılmak ve aşırı kuralsız yaklaşım dikkat çekmektedir. Bu durumda çocuk gün boyu her istediğini yapan büyükanne ve akşam gerekli isteklerini yapan anne arasındaki farklı davranış tutumlarından etkilenecektir.


    Annenin çalışmasını olumsuz etkileyen diğer faktörler ise; annenin işten yorgun gelmesi ile çocukla sağlıksız ilişki kurulması ve çocuğa fazla zaman ayıramadığı için annenin suçluluk hissetmesi. Bu suçluluk duygusundan kurtulmak için de anneler hergün işten dönerken çocuklarına hediyeler almaktadırlar. Dolayısıyla farkında olmadan çocuk maddiyata yönlendirilip bilinçsiz, tatminsiz, bencil bireylere dönüşürler. Bu nedenle anne, ilk olarak bu suçluluk duygusunda kurtulmalı ve çocukla geçirdiği zamanın uzun olmasından daha çok, bu zamanın nitelikli, doyurucu olmasının daha önemli olduğunu unutmamalıdırlar. Önemli olan, annenin evde bulunduğu zamanı iyi değerlendirip çocuğuyla konuşması, ilgilenmesi, oyun oynamasıdır. Çocuk annesiyle çok zaman geçiremese bile annesine güvenmeli, annesi tarafından sevildiğini, önemsendiğini hissetmelidir.


    Psikolog Neşe DURGUN

    Özel İlgi Çocuk Sağlığı Merkezi


    Çocuklarda kardeş kıskançlığı

    Kardeşler kıskançlığı, kardeşlerin birbirlerine karşı olumsuz duygular hissetmelerinden değil, anne baba tarafından daha fazla sevilme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Her çocuk en çok ve en iyi şekilde sevilmek ister. Çocuklar arasındaki kıskançlığı arttıran da anne babanın paylaşılamayan sevgi, onay ve ilgisidir. Bu nedenle kardeş kıskançlığı son derece doğal olduğunu kabul etmek, nedenlerini anlamak baş etme becerilerini geliştirmek son derece önemlidir.


    Çocuk ve ergen psikologu olarak ailelerden‘’ hep kardeş istiyordu, onun için ikinci çocuğu yaptık, kardeşten sonra huyu çok değişti, çok kıskanıyor, kardeşine zarar veriyor, ne ayrı ne de birlikte olabiliyorlar, hem birbirlerini çok seviyorlar hem birlikte iken sürekli kavga halindeler. Kıskanmasın diye anne baba olarak çok çabalıyoruz fakat sonuç alamıyoruz ”şeklinde yakınmaları çok sık duyuyorum.


    İşte bu yüzden hazırladığım: “Kardeş kıskançlığın da anne baba tutumunun önemi” konulu yazımı sizlerle paylaşıyorum. Keyifli okumalar…


    Yeni bebeğin dünyaya gelmesinin telaşı ve sevincini fazlasıyla yaşayan aile bireyleri bir an başka bir çocukları olduğunu unutabilirler. Ancak çocuk ne olup bittiğini dikkatlice izlemektedir. Özellikle ailenin ilk çocuğu ise kendisine olan ilginin birden azaldığının farkındadır. Kendisinin de var olduğunu ispatlama çabası ile yaptığı birkaç farklı davranış biçimi anne baba tarafından tepkiyle karşılanır. Ailenin bu tutumu çocuğun “Beni artık sevmiyorlar” düşüncesini destekler. Bazı anne babalar çocuklarına devamlı “Biz seni ondan daha fazla seviyoruz” gibi sözler söylerler. Fakat çocuğun istediği daha fazla sevilmek değil sadece sevilmektir. Eğer yeni gelen kardeşe anne babanın ilgi ve sevgisi daha fazla ise bu sözlerin çocuk için bir kıymeti yoktur. Önemli olan kendisinin eskisi kadar çok sevildiğini ve değerinden hiçbir şey kaybetmediğini çocuğa hissettirmektir.


    Bazı çocuklar kardeşi doğduktan sora ona yoğun ilgi ve alaka gösterir. Her ihtiyacını karşılamak ister ve bebeğin bakımında anneye yardımcı olmak için çabalar. Bu çocuklar genellikle kıskançlığını dışa vurmayan çocuklardır. Gösterdikleri sevgi ilgi çok abartılıdır. Aslında kıskançlık duygusunu dışa vurmadaki zorlukları nedeni ile böyle davranmaktadır. Kardeşlerini kıskandıklarını belli ederlerse annelerinin tamamen kendilerinden uzaklaşacağı gibi bir duyguya kapılır ve hissettiklerini dışa vuramazlar.


    Kardeş kıskançlığında anne baba tutumları nasıl olmalı; Çocuğunuzun yaşı küçükse, doğum öncesi bunu anlaması biraz daha zor olabilir çünkü bu yaşta çocukların soyut düşünme yetenekleri gelişmemiştir. Bu nedenle küçük çocuklarda doğum sonrası süreçte ailenin davranışları daha önemli olur. Küçük yaştaki çocuklarda bunu hikaye ile anlatarak açıklayabilirsiniz. Hikayelerin içeriği; aile sevgisi, kardeş sevgisi, yeni bir kardeşin gelişi olabilir. Eğer çocuğun yaşı büyükse hikaye yerine; kardeş gelince neler olacak, o kardeşi için neler yapabilir bunu uygun dille anlatabilirsiniz.

    Çocuklarınızı birbiriyle kıyaslamayın örnek göstermeyin. Çocuklarınızın olumlu davranışları övmeyi alışkanlık haline getirin. Haftada bir gün ‘Aile oyunu’ için zaman ayırın. Büyük çocuğun yeni doğan kardeşiyle ilgili duygularını tanımlayın ve onun zor durumunu anladığınızı gösteren ‘Bebek uyurken sessiz durmanın senin için çok kolay olmadığını biliyorum’ gibi.


    Bütün suçu bebeğe atmayın. Sürekli olarak ‘şimdi dışarıya gidemeyiz çünkü bebek uyuyor….’denilmesi Çocukta ‘bebekten başka bir laf duymuyorum, bebek yüzünden eğlenceli bir şey yapamaz olduk’ isyanına neden olur. Başka bir neden bulun. Örneğin ‘ baban gelince dışarıya gidebiliriz’ gibi .

    Çocuklarda ki bebeğe karşı pek de yumuşak olmayan bir şekilde dokunma isteğine karşı, ‘hayır dur’ demektense, çocuğun bizim kontrolümüzde kardeşine dokunmasına ve hissetmesine izin vermek, eğer zarar veriyorsa çocuğun ilgisini başka bir yöne çekerek bebekten uzaklaştırmak daha doğrudur.

    Kardeşiyle ilgili doğru bir davranışta bulunduğunda olumlu şeyler söyleme fırsatını kaçırmayın. "Kardeşine ne kadar güzel dokunuyorsun, bak o da sana gülümsüyor" demek kardeş ile ilgili olumlu duyguları pekiştirir.


    Çocuğunuz ile anne baba olarak her gün en az yarım saat anne-çocuk saati, baba-çocuk saati gibi özel bir zaman geçirmesini sağlayın. Çocuk evdeki yerinin güvende olduğunu ve sevildiğini ne kadar çok hissederse kardeş kıskançlığı da o kadar az problem olur.


    Yaşı küçük olsun, büyük olsun kardeş için yapılan hazırlıklarda onun da fikrini alın. Mesela kardeşinin odasını hangi renk boyayalım gibi konularda fikrini sorun. Kardeşi için bir şey alırken, mutlaka onun için de bir hediye alın. Kardeş kavgalarında kendinizi olayların dışında tutun, karışmayın, hakem olmayın! ‘kim başlattı?’ ‘ne oldu?’ soruları tehlikelidir. Problemi çözebileceklerine dair olumlu ifadeler kullanın. ‘neden devamlı kavga ediyorsunuz’ yerine ‘eminim ki kendi aranızda problemlere çözüm bulacaksınız’ demeniz daha doğrudur. Büyük çocuğa ‘sen büyüksün idare ediver demeyin’

    Bu dönemi her çocuk farklı şekilde yaşayacağını belirtmiştim. Bütün bu önlem ve hazırlığa rağmen çocuk bebeği kabullenmekte zorlanıyorsa çocuğun mutlaka psikolojik destek alması şarttır. Bu süreçte güçlü olmanız, önceden bir program hazırlamanız ve bir psikolog yardım almanız hem sizin, hem de çocuğunuzun psikolojisi açısından çok faydalı olacaktır.


    Yeni kardeşin sizin ve çocuğunuzun hayatına mutluluklar getirebilmesi, sağlıklı kardeş ve aile ilişkilerine sahip olabilmeniz, kendi ile barışık, mutlu çocuklar yetiştirmeniz dileğiyle.


    Nasıl tutarlı anne baba olunur?

    Çocuklarla azcık zaman geçiren pek çok kişi eminim fark etmiştir. Çocuklar istediğini o an elde etmek için planlanmış minik yetişkinler gibidir. Bazen nasıl bizleri parmaklarında oynattıklarının farkında bile olmayız, ağlaya zırlaya, alışveriş merkezinde, parkta ya da sınıfta istediği her neyse onu gayet ısrarcı yollarla alabilirler. Çocukların bu becerisi doğuştan değildir tabii, büyüklerin hangi durum karşısında daha fazla dayanamayıp "evet" dediklerini öğrenmeleri de belli bir zaman alır. Ama ondan sonra hepimize geçmiş olsun.


    İşte bu yüzden hazırladığım: "Çocuk yetiştirmede kararlı ve tutarlı davranmanın önemi" isimli yazımı sizlerle paylaşıyorum. Keyifli okumalar...


    Genelde anne babalar çocuğa davranışta tek bir çizgiyi tutturmakta zorlanırlar. Elbetteki anne babanın farklı kişilik yapıları, yetişme tarzları, anlayışları ve değişik farklılıkları olacaktır. Bu çocuğun yetişme ve zeka gelişiminde iyi yönde katkılar sağlayabileceği gibi çocuğun eğitimi ve davranışlarının yönlendirilmesinde anne babanın birbirinden habersiz veya tamamen farklı yaklaşımları çocukların psikososyal gelişiminde büyük sıkıntılar oluşturabilmektedir.


    Genelde çocuğun gelişim aşamalarından uygun bir şekilde geçmesi ve onun yaşa özgü eğitiminin tamamlanmasında anne babanın yaklaşımları ve çocuğu yönlendirmeleri önem kazanır. Bütün bunları şu şekilde örnek vererek açıklayabilirim: Bir anne aşırı hoşgörülü olabilir, baba ise tam tersi disiplin yönü ağır basabilir. Bu durumda çocuğun davranışları, konuşması, hal ve hareketleri tamamen iki farklı kutup tarafından yönlendirilmeye çalışılırsa çocukta davranış problemleri ve bazı psikolojik sorunlar yaşanabilir. Babanın koyduğu kuralı annenin bozması veya tam tersi babanın hoşgörü gösterdiği bir davranışa annenin sınır koyması genelde çocuğun davranış olarak kararsız, çekingen, çelişkili ve tutarsız bir hale gelmesine neden olabilir. Çünkü çocuk gelişimini ve davranışlarını anne babasından iyi yönde veya kötü yönde aldığı uyarılar ile şekillendirir.


    Bu çocuğa yansıyan çelişkili ve tutarsız durum çocukta değişik kaygı belirtilerinin (tırnak yeme, tik, konuşma zorlukları, uyku ve yeme bozuklukları vb.) ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Anne babaların mümkün olduğu kadar birbirlerini desteklemeleri, tutarsız davranmamaları, çocuğun yanında birbirinin uygulamalarını eleştirmemeleri gerekir. Bazı görüş farklılıkları olsa bile çocuğun olmadığı zamanlarda konuşularak ortak görüşün çıkması ve ortak söz birliğinin sağlanması gerekir. Çocuğun sağlıklı gelişiminde anne babaların birlikte, çelişkisiz ve tutarlı olmaları çok önemlidir. Aksi takdirde bu farklılıklar ve anne babanın çelişkili davranışları çocuk tarafından kullanılabilir. Çocuğun anne babayı yönlendirmesi bu farklı tutumlardan dolayı kolaylaşabilir. Anne babaların ortak fikir ve görüş birliği ile çocuklarını yönlendirmeleri gerekirken, tam tersi olarak çocuk, anne babayı yönlendirebilir.


    Bir başka noktada anne baba harici bir başka kişinin (genelde büyükanne, büyükbabanın) anne babanın koyduğu kuralları ihlal eden veya zayıflatan yaklaşımlarda bulunarak çocukların kurallara uymasını ve davranışlarının şekillenmesini engellemesidir. Anne baba arasındaki iletişim ve ortak karar alma mekanizması ne kadar iyi işler ve çocuğa yansıtılan davranışları ne kadar birbiri tarafından desteklenirse o kadar sağlıklı ve normal psikososyal gelişimli çocuklar olacaktır. Burada şunu da belirtmem yerinde olacaktır, çocuklara yansıtılan davranışların zaman aşımına uğrayarak değişikliklere uğraması uygun değildir. Yani anne bugün koyduğu kuralı bir hafta sonra bozuyor veya tam tersi bir tutum izliyorsa (sebepsizce gerekli bir neden olmadan) bu durum da çocukların gelişimini kötü yönde etkiler. Çünkü çocuk bir hafta önce tepki almadığı bir davranıştan bir hafta sonra tepki aldığını görürse bu onun kendine güvenini azaltır, onu çekingen, tedirgin ve kaygılı birisi haline getirir.

    Psikolog Melike Akçay