Kaygısız Sınav Mümkün mü?

Kaygısız Sınav Mümkün mü?

Bundan yaklaşık 50 yıl önce ülkemizde sınavlar, hayatın tek belirleyicisi değildi. Meslek sahibi olmanın farklı yolları bulunuyor, aileler başarı hikâyelerine bugünkü kadar yoğun biçimde maruz kalmıyor ve çocuklarından bu denli yüksek beklentiler içine girmiyordu. Bununla birlikte, insanlar duygularını tanıma ve ifade etme konusunda da günümüze kıyasla daha sınırlı bir farkındalığa sahipti.

Günümüzde ise değişen yaşam koşulları, gelişen teknoloji, eğitim politikaları, toplumun eğitime ve meslek edinmeye bakış açısı, istihdam olanakları ve genç nüfusun yoğunluğu; sınavların kariyer ve meslek kazanımındaki etkisini ilk sıraya taşımıştır. Bu durum, sınav kaygısının daha yaygın, daha yoğun ve daha erken yaşlarda görülmesine neden olmaktadır.

Sınav Kaygısı Nedir?

Sınav kaygısı, bireyin sınav öncesinde ya da sınav sırasında yoğun stres, endişe ve korku yaşaması durumudur. Kaygının tamamen yok olmasını beklemek gerçekçi olmadığı gibi, ortalamanın üzerinde olması da istenmez. Çünkü aşırı kaygı; öğrencinin bildiklerini hatırlamasını, dikkatini toplamasını ve performansını olumsuz yönde etkiler.

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerde kalp çarpıntısı, mide bulantısı, terleme, baş ağrısı gibi bedensel belirtiler görülebilir. Zihinsel düzeyde ise “Başaramayacağım”, “Ya
yapamazsam?”, “Herkes benden daha iyi” gibi olumsuz otomatik düşünceler sıklıkla ortaya çıkar. Bu düşünceler kaygıyı artırarak bir kısır döngü oluşturur.

Sınav Kaygısının Nedenleri?

Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden biri, yüksek beklentiler ve hata yapma korkusudur. Ailelerin ve çevrenin aşırı başarı odaklı tutumları, öğrencinin sınavı bir “değer ölçütü” olarak algılamasına yol açabilir. Oysa sınavlar yalnızca öğrenilen bilgilerin değerlendirilmesidir; bireyin değerini belirlemez.

Kaygıyı Yönetmek Mümkün Mü?

Kaygısız bir sınav teorik olarak mümkün olsa da, hedeflenen bir durum değildir. Asıl amaç, kaygının yönetilebildiği bir sınav süreci yaşamaktır. Bunun için öncelikle düzenli ve planlı çalışma büyük önem taşır. Son ana bırakılan çalışmalar kaygıyı belirgin biçimde artırır.

Buna ek olarak;

  • Nefes egzersizleri
  • Gevşeme çalışmaları
  • Olumlu ve gerçekçi iç konuşmalar

kaygının azalmasına yardımcı olur. “Elimden geleni yaptım”, “Bu sınav benim tek ölçütüm değil” gibi düşünceler öğrencinin rahatlamasını sağlar.

Uyguladığım “PERGEL” yöntemi, öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına uygun teknikler ile birlikte EMDR yaklaşımını da içeren bütüncül bir çalışma sunar. Bu yöntemle öğrencinin sınava yönelik performansını artırması ve kaygıyı yönetebilmesi hedeflenir.

Ailelere Düşen Rol

Ailelerin bu süreçte destekleyici, anlayışlı ve cesaretlendirici bir tutum sergilemesi son derece önemlidir. Ne aşırı ilgisiz ne de aşırı baskıcı bir yaklaşım faydalıdır. Çocuğun çabasını takdir etmek, sonucu değil süreci öne çıkarmak sınav kaygısını azaltır.

Ayrıca ebeveynlerin kendi kaygılarını düzenlemeleri ve bunu çocuğa yansıtmamaları büyük önem taşır. Çünkü duygular bulaşıcıdır. Anne babanın sınav sürecinde aşırı kaygılı ve evhamlı olması, çocuğun “güvende değilim, riskli bir süreçteyim” algısını artırarak sınav performansını olumsuz etkileyebilir.

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?

Eğer çocuğunuz:

  •  Uzun süre çalışmasına rağmen istediği sınav sonucunu elde edemiyorsa
  •  Sınavda yapamadığı soruları evde yapabiliyorsa
  • Sınav sırasında yoğun bedensel tepkiler gösteriyorsa
  • Deneme sınavlarına girmekten kaçınıyorsa

ihmal etmeden bir uzmana başvurmak faydalı olacaktır.

Unutulmamalıdır ki sınavlar gelip geçicidir. Asıl önemli olan, öğrencinin kendine olan güvenini koruması ve öğrenmeye devam edebilmesidir.

Psk. Büşra Özdemir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Enquire now

Give us a call or fill in the form below and we will contact you. We endeavor to answer all inquiries within 24 hours on business days.