Otizm Spektrum Bozukluğu
Otizm Spektrum Bozukluğu
Erken Dönem Gelişim Takibinin Otizm Açısından Önemi
Son yıllarda çocuklarda görülme sıklığı giderek artan bozukluklardan biri olan Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), iletişim zorluğu, sosyal etkileşim güçlüğü ve gelişimi engelleyebilen tekrarlayıcı (stereotipik) davranışlarla ve odaklanmış ilgi alanları karakterize karmaşık bir nörogelişimsel durumdur.
Bu bozuklukla ilgili en kritik konu erken tanı ve doğru/etkili müdahaledir. Özellikle 18-24 ay arası erken tanı açısından oldukça kritik olup anne ve babaların hem bilgi hem de farkındalık düzeylerinin arttırılması oldukça önemlidir.
Çalışmalar, bazı çocukların iki yaşında OSB tanısı alabileceğini göstermektedir, ancak daha hafif vakalar daha geç ortaya çıkabilir. Erken belirtiler konusunda toplumsal farkındalığın artmasına rağmen, tipik tanı yaşı 4 ile 5 yaş arasında olabilmektedir.
Neden 18 – 24 Ay Önemli?
Otizm gelişiminde önemli bir kavram, beyin olgunlaşmasında “duyarlı/ kritik dönemler” kavramıdır. Bu kritik dönemler, beynin öğrenmeye ve beceri kazanmaya özellikle açık olduğu belirli zamanlardır ve belirli uyaranlara tekrar tekrar maruz kalmanın daha kalıcı etkilere yol açabilmektedir. Bu artan alıcı olma durumu, erken gelişim aşamalarında beynin uyarılma kapasitesine atfedilir. Bu nedenle, beynin en hızlı gelişim gösterdiği ve kritik dönem olarak adlandırılan özellikle 0-2 yaş arasındaki bebeklerin olası davranışsal belirtiler bakımından
gözlenmesi erken tanı için son derece önemlidir.
Amerikan Pediatri Derneği (AAP-American Association of Pediatrics), 18 ve 24 aylık rutin kontrollerine OSB taramasının dâhil edilmesini önermektedir. Tarama sonuçları kesin bir tanı oluşturmaz, ancak çocuğun OSB kriterlerini karşılayıp karşılamadığını belirleyebilecek bir uzman tarafından resmi bir gelişim değerlendirmesi yapılması gerektiğini işaret edebilir. OSB bazen on sekiz aylıkken tanınabilir, ancak güvenilir bir teşhis genellikle iki yaşında deneyimli bir profesyonel tarafından konulabilir.
OSB tanı süreci iki ana bileşeni içerir: ebeveynlerden ayrıntılı gelişim öyküsü almak ve yapılandırılmış ve yapılandırılmamış değerlendirmeler sırasında çocuğun ebeveynleri ve tanıdık olmayan yetişkinlerle etkileşimini gözlemlemek. OSB’nin erken tanısı hem çocuklara hem de ailelere erken müdahale hizmetlerinin sunulması bakımından son derece önemlidir.
Yaygın Gelişimsel Bozukluklar şemsiyesinin altında olan Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve kişinin sosyal becerileri, tekrarlayıcı motor davranışlar ve kendini uyarıcı uygun olmayan davranışlar ile sınırlı entelektüel alan ve dil becerileri açısından toplumla ilişkisini hemen hemen kesen ya da engelleyen bir nörogelişimsel bozukluktur.
Farkına Varma Ve Erken Belirtileri
OSB’nin en temel belirtileri:
- Toplumsal etkileşimde ve iletişimde yetersizlikler ile davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerle,
- Toplumsal etkileşim, iletişimde kullanılan dil ya da sembolik/ imgesel oyun becerilerinin en az birinde 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağandışı bir işlevselliğin olması ile,
- Çeşitli takıntılarla kendini göstermektedir. OSB’nin erken tanılanması ve erken müdahalenin yapılabilmesi için doğumdan hemen sonra 12- 18 aylar arasında ortaya çıkan belirtileri dikkate almak önemlidir; çünkü çocuklarda 24 aydan önce OSB tanısı koymak oldukça zordur. Bu belirtiler anne-babalar ya da kısa süreli muayene sırasında hemşire, doktor gibi sağlık personeli tarafından fark edilebilir.
“Anne-babalar ve doktorlar her çocuğun birbirinden farklı olduğunu, her çocuğun gelişimsel hızının aynı olmadığını bilmeleri gerekmektedir.”
*** Anne-baba, çocuğun normal gelişimsel aşamalarda geç kaldığını, akranlarından yavaş geliştiğini farkederlerse zaman geçirmeden çocukları ile ilgili kaygılarını bir çocuk doktoru ile paylaşmaları gerekmektedir.
OSB olan çocuklarda görülen erken belirtiler şöyledir:
- 6. aydan itibaren başkalarına sıcak bir şekilde gülümsememek
- 9. aydan itibaren seslere, gülümsemelere ve yüz ifadelerine tepki vermemek
- 12. aydan itibaren agulamamak ve parmakla bir nesne ya da kişiyi işaret ederek göstermemek, “bay bay” gibi jestleri yapmamak
- 16. aydan itibaren tek bir sözcük söyleyememek
- 24. aydan itibaren iki sözcüklü basit cümleleri kuramamak
*** Hangi ayda olursa olsun gelişimde gerileme göstermek; örneğin, daha önce söylediği bazı sözleri söylememeye ya da yaptığı davranışları yapmamaya başlamak.
Sosyal Etkileşimde Bozukluk
- Uygun göz kontağı kuramama
- Sıcak ve neşeli ifade yoksunluğu
- İlgi veya keyif paylaşımı yoksunluğu
- İsmine tepki verme yoksunluğu
İletişimde Bozukluk
- Jestleri gösterme yoksunluğu
- Sözsüz iletişim koordinasyonunda yoksunluk
- Olağandışı ölçüleme (ses perdesinde değişiklik, garip tonlama, düzensiz ritim,
alışılmadık bir ses kalitesi)
Tekrarlı Davranışlar ve Sınırlı İlgiler
- Nesnelerle tekrarlı hareketler
- Vücudun duruşu ya da kollar, eller ya da parmaklarla yapılan tekrarlı hareketler
Kişilerle yaşanan zorluklar
- Diğer insanlara; aile üyelerine ya da birincil bakıcılara bile ilgi göstermemek
- İsmini söyleyen kişiye tepki vermemek ve o kişiye bakmamak
- Yüz ifadelerini ya da ses tonlarını anlamamak
- Başkalarının duygularını ve kendi yaptığı hareketlerin diğer insanları nasıl etkilediğini algılayamamak
- Üç yaşına kadar diğer çocuklarla oyun oynamak için çok az ilgili olmak
Konuşma ve iletişimde zorluklar
- İlk yaşına kadar babıldamamak
- 16 aylık olduğunda tek bir sözcük bile söyleyememek ya da herhangi bir yaşta
edindiği sözcükleri ve dil becerilerini kaybetmek - “bay bay” şeklinde el sallama ya da bir şeyi göstermek için ortak bir işaret jesti kullanamamak
- Aynı şeyleri sürekli yapma
- Bir oyuncağı ya da iplik gibi şeyleri saatlerce ileri-geri çevirme gibi dairesel hareketleri yapmak
- Kendini ısırma ya da başını vurma gibi kendine zarar verici davranışları göstermek
Seslere ya da dokunmaya karşı olumsuz tepki gösterme
- Başkaları gibi acıyı hissettiğini herhangi bir tepki ile göstermemek
- Elinden ya da kolundan tutulmayı veya kendisine sarılınmayı sevmemek
- Gürültüden rahatsızlık duymak
- OSB olan bebeklerde görülen bu belirtilerin dışında; motor becerileri taklit etmede eksiklik, sosyal gülümsemenin olmaması, uzun süreli görsel dikkat eksikliği, ortak dikkat eksikliği, ortamdaki bir nesneye sabitlenme
- 12. aydan itibaren anlamsız sesler çıkarma, sanki duygusuzmuş izlenimi veren yüz ifadesinin olması, annesine gerek duymuyormuş izlenimini veren davranışlar, katı yiyecekleri reddetme gibi erken belirtiler de gözlenmektedir.
- OSB tanısı almış bireyler, cinsel gelişim süreci ile ilgili sorunlar da yaşamaktadırlar.
- OSB olan bireylerde genellikle cinsel organlarına dokunma, uygunsuz yer ve zamanda mastürbasyon yapma, karşı cinsin cinsel organına dokunma, kucaklama, öpme, dokunma gibi davranışlar görülmektedir. Stereotipik davranışlar gösterenlerde mastürbasyon daha fazla görülmektedir.
OSB olan bireylerin özelliklerini başlıca üç grupta toplayabiliriz: (a) sosyal etkileşimdeki yetersizlikler, (b) dil ve iletişim becerilerindeki yetersizlikler (c) takıntılı ve sıradışı davranış örüntüleri.
- OSB olan bireylerde görülen en yaygın davranış problemleri; ağlama, bağırma,
kendine ya da başkalarına zarar verici saldırgan davranışlarda bulunma, öfke nöbetleri, inatçılık, saç çekme, parmak uçlarında koşturma, tabak çevirme, el çırpma, tekrarlı hareketler gibi belirli hareketleri ilişkisiz durumlarda yaparak kendini uyarıcı davranışlardır - OSB olan çocuklarda yeme sorunları da sık karşılaşılan bir sorundur. Katı yiyeceklerin reddi, çiğneme bozukluğu, aşırı yemek seçme ve nadiren çok yemek yeme, yenilemez maddeleri yeme gibi davranışlar görülmektedir.
Sosyal Etkileşimdeki Yetersizlikler
- Göz kontağında sınırlılık
- Ortak ilgide sınırlılık
- Başkalarının yaptıklarına karşı ilgisizlik
- Akranlarıyla etkileşmede isteksizlik ve yetersizlik
- Yalnızlığı yeğlemek
- Başkalarının duygularını, görüşlerini anlamada yetersizlik
- Fiziksel dokunma, jest-mimik, gülümseme gibi sözel olmayan iletişim biçimlerini kullanmada sınırlılık
- Birincil derecedeki aile bireylerine bağlılıkta sınırlılık
- Hayali oyunlar oynamada sınırlılık
Dil ve İletişim Becerilerindeki Yetersizlikler
- İşlevsel dil becerilerinin gelişiminde yetersizlik
- Ekolali (stereotipik ve tekrarlayıcı sözel ifadelerin kullanımı)
- Jest ve mimik gibi sözel olmayan ipuçlarını anlamada sınırlılık
- Kendiliğinden sohbet başlatmada sınırlılık f Beden dili kullanımında sınırlılık
- Zamirlerin özellikle “ben” zamirinin doğru ve yerinde kullanımında sınırlılık
- Soyut ve mecazi sözcükleri ya da deyimleri algılamada ve anlamada sınırlılık
Takıntılı ve Sıradışı Davranış Örüntüler
- Nesneleri sıradışı amaçlarla kullanmak
- Nesnelerin duyusal özellikleriyle aşırı ilgilenmek
- Hareket eden nesnelere aşırı ilgi göstermek
- Nesne takıntıları f Sıradışı konulara aşırı ilgi duymak
- İlgi duyduğu konularla ilgili ince ayrıntıları anımsamak
- Sıradışı beden hareketleri
- Sıradışı el hareketleri
- Belli düzen ve rutinlere ilişkin aşırı ısrarcılık
- Kendine ve başkalarına zarar verici davranışlar göstermek
- Yabancılara, kalabalığa ve yeni durumlara karşı sosyal korkular, kaygılar veya
saldırgan davranışlarda bulunmak - Görsel, dokunsal ya da işitsel uyaranlara karşı aşırı hassasiyet göstermek
- Uyku ve yemek problemlerinin olması
Uyaran Eksikliği Mi? Otizm Mi?
Uyaran eksikliği ile otizm oldukça karıştırılan iki durumdur. Otizm bir tanı olarak
verilebiliyorken uyaran eksikliği birçok gelişimsel sorunun nedeni olarak raporlanmaktadır. Fakat her uyaran eksikliği vakasının sonucu otizme çıkmamaktadır. Otizmin en temel belirtileri sosyal becerilerdeki yetersizlik, tekrarlayan hareketlerken uyaran eksikliğinin en temel belirtileri sosyalleşme ve davranış problemleridir. İki durumda da temel problemlerin benzerlik göstermesi bu iki durumun karıştırılmasına neden olmaktadır.
Otizm ve uyaran eksikliği arasındaki en büyük fark uyaran eksikliğinin çevresel etkenlere bağlı olarak çocuğun hareket ederken, koşarken, zıplarken, diğer çocuklarla ve yetişkinlerle iletişim kurarken, oyun oynarken çevreden aldığı vestibüler, proprioseptif, görsel, işitsel, koku, tat ve taktil uyaranları alamamasından kaynaklı gelişimsel gerilik veya gelişimsel gerileme durumu olmasıdır. Otizmde ise var olan nörogelişimsel farklılık çevresel uyaranlara bağlı değildir. Otizm tanısı olan çocuklar çevresel uyaranları olması gereken düzeyde aldıklarında gelişimleri olumlu yönde etkilenir fakat otizm tanısı ortadan kalkmaz. Fakat tipik gelişim gösteren çocuklar çevresel uyaranları olması gereken düzeyde aldıklarında gelişimleri
normal seyrinde devam edebilir.






